1 Aralık 2008 Pazartesi

Cisse ve Defansif Orta Saha Sorunsalı..


2007 yazında Beşiktaş'a transfer olduğunda hakkında farklı yorumlar yapılan biriydi Cisse..Djibril Cisse'yi transfer edemeyecek olan yönetimin onun yerine ''Çakma Cisse''ye yöneldiği şeklinde olayı ti'ye alanlar da vardı,2.Pascal'ını arayıp da Cisse'nin siyahi ve Fransız olmasından hareketle umutlananlar da,PSG ve öncesini iyi kötü hatırlayıp gereksiz bir umudun peşine düşmeyenler de..

Suya sabuna dokunmayan,kaçak güreşen,hatta biraz egzajere olacak ama forması ıslanmayan..Cisse'yi tabir için uygun deyimler olacak bunlar sanırım..Hücuma kalkarken dikine oynamak,savunma yaparken de rakibe yaklaşıp etkili pres yapmak Fransız'ın futbol lügatında bulunmayan unsurlar..İsim olarak savunmayı çağrıştırsa da aslında ofansif güç anlamında da günümüz futbolunda can damarı niteliğinde olan defansif orta saha mevkisi için Beşiktaş Giunti'den sonra etkili ve verimli bir isim bulamadı ne yazık ki..Genel olarak bu sorun Türkiye için geçerli aslında..Bunu sorun haline getiren faktörlerden birincisi,teknik adamların,müsabakanın zorluk derecesini tartmadan 4'lü defansların önüne defansif orta saha adı altında fiziği kuvvetli ancak top tekniği ve oyun görüşü son derece sınırlı 1 -ya da korku derecesine göre 2- adamı monte etmesi.Tigana'nın zamanında Çağdaş Atan'ı bu mevkide denemesi,Daum ve Zico'nun F.Bahçe'de Deniz Barış'ı aynı görevde kullanması bu konuda gördüğümüz örnekler.Fizik olarak güçlü,ancak top taşıma ve dağıtma yönünden eksiği olan bu tür oyuncular oyun akışının ve pas trafiğinin gelişimi açısından el freni niteliğinde olmaktadır..Ancak elbette bu hususun tamamen teknik adamların korkak oyun felsefesinden kaynaklandığını söylemek yanlış bir genelleme olur.Sonuçta transfer için yetersiz bütçeler,Dünya futbolunda yıldız adayı olan genç oyuncuların Türkiye yerine İtalya,İspanya,İngiltere,Fransa gibi ligleri tercih etmeleri,ülkemiz genelinde özkaynak düzeninin yetersizliği ve buna bağlı olarak futbolcuların altyapı eksikliği gibi sebepler;teknik adamları sınırlı imkanlarla kararlar almaya zorlamakta.Bu sebeplere Yunanistan'ın 2004'teki Avrupa şampiyonluğu sonrası defansif futbola çok fazla prim tanınmasını da eklenebilir..

Sadece defansif orta saha yönünden değil de genel anlamda bakarsak,kaliteli oyun-buna defans oyuncuları da dahil olmak üzere-oyunu çift yönlü oynayabilen futbolcularla geliştirilebilir.Yazının başında bir örnek olarak verdiğim Cisse yerine Giunti;İbrahim Toraman yerine Zago;Rüştü yerine Cordoba;Gökhan Zan yerine Ronaldo,Bobo yerine İlhan Mansız..Örnekler geçmişe dönük olarak da çoğaltılabilir;top tekniği yüksek orta saha oyuncusu Gökhan Keskin'den libero devşirilmesi gibi..Futbol her an değişse de bazı doğrular geçmişe bakılarak da bulunabilir;yeter ki bu içtenlikle istensin..Başarı kaliteli oyuncular yetiştirmek,araştırmak ya da belki devşirmekle gelir;kataraktlı oyuncuya 2 milyon Euro verilerek değil..

1 yorum:

CaRtMaNtR dedi ki...

Deniz Barış'ı top toplayıcı olarak bile kullanmam açıkçası. Günümüzde kendisinin bir başka benzeri olan Hüseyin Çimşir'in sırf Travzonlu ve altyapı çıkışlı olması nedeniyle takımında yer buluyor olmasıda ilginç. Yöre çocğu olduğundan yada elde daha iyi adam olmadığından bu kadar ciddi temel futbol beceri ve yeteneklerinden yoksun adamların büyük takımlarda oynamaları çok yazık.