Kadıköy'deki F.Bahçe-Beşiktaş maçları öncesi Sami Yen'deki G.Saray-Beşiktaş maçlarından önceki tedirginliğim pek yoktur.Bu derbi öncesinde de durum aynı.Her ne kadar Beşiktaş'ın Kadıköy'deki son galibiyeti Nisan 2005'te de olsa skordan bağımsız düşünürsek Beşiktaş'ın Saracoğlu'nda oyun olarak istediklerini sahaya yansıtabildiği bir gerçek..Ya da en kötümser bakış açısıyla G.saray'ın burada yaşadığı psikolojik gerginliğin Beşiktaş için geçerli olmadığını söyleyebilirim.Geçtiğimiz sezon Kadıköy'de 2-1 kaybeden maçı düşündüğümüzde oyun akışı itibariyle tatmin ettiğini,duran toplar ve sonrasında seken toplardaki yerleşim hataları sebebiyle yenilen goller,Hakan Arıkan faktörü,Batuhan'ın tecrübesizlik ve bencillik karışımı tutumu nedeniyle sonuca gidemediğini gördük..Geçen yılki savunma yerleşim hatalarını bu maçta beklemiyorum,en azından asgariye inecektir;çünkü Beşiktaş'ın iki Tomas'ı İbrahim Toraman ve Diatta yumuşak karnına nazaran F.Bahçe forvetleri için çok daha caydırıcı iki unsur..Gerçi İbrahim Toraman büyük olasılıkla bu maçta da forma bulacak,ancak savunma göbeği yerine sağbek olarak değerlendirilmesi daha sağlıklı olacaktır..Hem bu tehlikeli bölgede hataların en aza indirilmesi,hem de Uğur Boral'ın yakın kontrole alınması açısından..Zayıf tekniğine bağlı olarak topla çıkarken yapabileceği hataları da Sivok telafi edebilir.
En zayıf halka solbek olarak göze çarpıyor..Sebep malum,2000 yılından bu yana ne savunma ne de hücum yönünü geliştirmeyi başaramayan ex-kaptan..Bu kanattan Kazım'la gelecek olan F.Bahçe'nin Beşiktaş'ı dengesiz olarak yakalayabileceği tek bölge burası.Üzülmez'e yardım amacıyla Tello'nun gerileri çok fazla mesken tutması ise Siyah-Beyazlılar'ın hücum gücünü önemli ölçüde negatif etkiler+Tello'nun genel olarak 60'tan sonra yaşadığı kondüsyon problemini daha da erkene çekebilir.
Orta alanda Cisse ve Delgado'nun rakibi ısırmayan futbol anlayışları nedeniyle çoğu maçta Beşiktaş oyununu rakibe dikte ettiremiyor ve haliyle savunmayı geriye yaslamak zorunda kalıyor.Ancak F.Bahçe'nin de Aurelio'nun gidişiyle birlikte en çok sıkıntı yaşadığı bölge burası.Selçuk,Josico ve Maldonado dikine pas trafiği yapabilecek tarzda oyuncular değil,sadece rakibi bozma yönünden iş yapabiliyorlar-Hatta Maldonado'yu bu ikinci gruba da dahil edemiyorum-Oyun kurabilmek için mecburen Alex geriye gelerek top alacak,ve bu da Beşiktaş'ın dikkatli olması gereken en kritik nokta,çünkü Alex isabetli tek toplarla ya da Emre verkaçlarıyla Uğur Boral ve Gökhan Gönül'ün koşu yoluna top gönderiyor.Her ikisi de tek yönlü olmayan oyuncular,gerektiğinde yana ve içeri katedebiliyor,ya da topla birlikte deparı atıp isabetli ortalar yapabiliyorlar.Bu aşamada ise Alex'in ceza alanına koşularına dikkat edip,geçen yıl İnönü'deki Gökhan Zan patentli hataya düşülmemesi gerekiyor.
Beşiktaş eğer maçta erken bir gol bulursa maçın kalanına Holosko'nun damga vurması muhtemel..Gerek Lugano,gerekse Edu sprinter forvete karşı çok zorlanıyor ve arkalarına adam kaçırmama konusunda yeterli değiller.Bu sezonki 4-1'lik Kayseri (bu maçta Lugano yoktu),5-2'lik Arsenal maçları bunun en tipik örnekleri..Eğer Mustafa Denizli Holosko'yu kulübede tutup Nobre tekli forvetiyle başlarsa bu ciddi bir hata olur..
Puan avantajının getireceği rahatlık ve genel anlamda F.Bahçe maçlarındaki psikolojik üstünlük-son dönemdeki olumsuz skorlara rağmen-,Kadıköy'de Beşiktaş taraftarının verdiği ciddi destek,Tomas'lardan özellikle Sivok faktörü,Holosko'nun F.Bahçe defansının arkasına sarkabileceği pozisyonlar Beşiktaş'ın bu maç öncesi artıları..Eksilerin başında ise yukarıda bahsettiğim İ.Üzülmez faktörü,Alex'in pas alışverişleri ile ceza alanı koşularında olabilecek konsantrasyon eksikleri..Bir de her ne kadar tecrübeli olsa da Rüştü'nün bu statta duygu kontrolünü iyi yapıp yapamayacağı..
29 Kasım 2008 Cumartesi
24 Kasım 2008 Pazartesi
23.11.2008 Beşiktaş-Eskişehirspor Maçı..
Herşeyden önce,uzun yıllar sonra yeniden Eskişehirspor'un bu ligde yeniden yer almasından aldığım keyfi belirtmeliyim..Tribün kültürü ve köklü tarihiyle özlemiştik onları bu ligde..Dün akşam Eski Açık'ta maç öncesi açtıkları o amblem bayrak ve maçın sonunda mağlubiyete rağmen takımlarına olan sevgi dolu tezahüratlar tek kelimeyle enfesti..
''Üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi'' diyordu Kapalı tribünün üzerindeki uzun pankart dün akşam..Sıkıntıların gölgesinde geçen 5 yıldan sonra (aslında 2003 hariç 1995-2008 arası tamamen sıkıntı) beklentilerin tavana vurduğu bir sezondayız Beşiktaş taraftarı açısından.''Sevinmek için sevmedik'' motto'su kabulümüz,ama sabır da belli bir yere kadar..
Eskişehir'in çok adamla kapanıp,Youla ve Serdar'ı kullanarak geniş alan bulmaya çalışacağını düşünüyordum.Bu durumda Beşiktaş'ın golü bulabilmesi sabırla top çevirmesine ya da duran toplardaki etkinliğine bağlıydı.Genel olarak oyunu rakip yarı alana yıkıp sabırla top çevirebilecek bir kadro yapısı bulunmadığından 2.seçenek çok daha önem kazanıyordu.Burada Delgado'nun sorumsuzca kullanacağı duran toplar yerine Tello'nun ölçülü ve sert kesmelerinin faydası olacaktı.Nitekim,Şilili'nin kornerden attığı ve sayılmayan buz gibi gol,akabinde arka direkteki Sivok'a kestiği ve golle sonuçlanan enfes orta,duran topların kapanan defanslara karşı öneminin kanıtıydı.Golün ilk devrede gelmiş olması,2.yarı Beşiktaş'ın oyunu tamamen riske edip geride açıklar vermemesi yönünden önemliydi.
2.yarı ve genel olarak maç,Beşiktaş'ın Dolmabahçe'deki tipik görüntüsünü yansıtıyordu.Pas trafiğine uygun olmayan kadro yapısı nedeniyle oyunu rakip onsekizine yıkamayan ve geriyi düşünmek kaygısıyla ileride çoğalamayan bir Beşiktaş.Cisse'nin pas alışverişlerindeki alışılagelmiş düşük performansı,Delgado'nun tek top yerine gereksiz yerlerde adam eksiltme uğraşları-muhtemelen Cisse'nin yetersizliğinden de kaynaklanıyor olabilir-,İbrahim Üzülmez'in topu ileriye kadar taşıdıktan sonra fundamental eksikleri yüzünden orta yapamayıp geriye oynamak zorunda kalması gibi etkenler burada anahtar noktalar.Geniş alan futbolcusu Holosko'nun kapanan defanslara karşı etkisizliği ve Nobre'nin de depar ve adam geçme özellikleri olmayışı ayrı bir handikap.Kadrosu geniş olarak lanse edilen Beşiktaş'ın aslında çok yönlü oyunculardan kurulu olmadığı gerçeği var karşımızda.Zaten maçı kurtarma adına beklenen yöntemin de oyun akışı yerine duran toplar olması bunun bir göstergesi.(Holosko'nun Nobre'ye attırdığı gol,Eskişehir'in hücumu forse etmek zorunda kaldığı dakikalarda gelmişti.)
Genel anlamda,rakiplerin puan kaybettiği haftada zor geçebilecek bir maçın 2-0'la koparılmış olması olumlu;ancak skor yazarlığı yapmadan konuşursak Beşiktaş'ın çözülmesi gereken bir çok sorunu var..Şansı ise şu sıralar diğer rakiplerinin de farklı sorunlarla uğraşıyor olması..
''Üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi'' diyordu Kapalı tribünün üzerindeki uzun pankart dün akşam..Sıkıntıların gölgesinde geçen 5 yıldan sonra (aslında 2003 hariç 1995-2008 arası tamamen sıkıntı) beklentilerin tavana vurduğu bir sezondayız Beşiktaş taraftarı açısından.''Sevinmek için sevmedik'' motto'su kabulümüz,ama sabır da belli bir yere kadar..
Gelelim maça..Rakiplerin tümünün puan kaybettiği haftada aslında herşey kağıt üzerinde göründüğünden daha zordu..Beşiktaş'ın kritik virajlarda ve final haftalarında yaşadığı sendromlar da akla geldiğinde maç öncesi fazlasıyla endişeliydim -ki iyi kapanan Eskişehir ve Sergen'den bu yana kilit açmakta her zaman sorun yaşayan Beşiktaş söz konusu- Üstüne üstlük son dakikada Cisse'nin forma giyeceğinin belli olması 3 puana ilişkin tereddütleri ciddi şekilde arttıran bir faktördü.
Eskişehir'in çok adamla kapanıp,Youla ve Serdar'ı kullanarak geniş alan bulmaya çalışacağını düşünüyordum.Bu durumda Beşiktaş'ın golü bulabilmesi sabırla top çevirmesine ya da duran toplardaki etkinliğine bağlıydı.Genel olarak oyunu rakip yarı alana yıkıp sabırla top çevirebilecek bir kadro yapısı bulunmadığından 2.seçenek çok daha önem kazanıyordu.Burada Delgado'nun sorumsuzca kullanacağı duran toplar yerine Tello'nun ölçülü ve sert kesmelerinin faydası olacaktı.Nitekim,Şilili'nin kornerden attığı ve sayılmayan buz gibi gol,akabinde arka direkteki Sivok'a kestiği ve golle sonuçlanan enfes orta,duran topların kapanan defanslara karşı öneminin kanıtıydı.Golün ilk devrede gelmiş olması,2.yarı Beşiktaş'ın oyunu tamamen riske edip geride açıklar vermemesi yönünden önemliydi.
2.yarı ve genel olarak maç,Beşiktaş'ın Dolmabahçe'deki tipik görüntüsünü yansıtıyordu.Pas trafiğine uygun olmayan kadro yapısı nedeniyle oyunu rakip onsekizine yıkamayan ve geriyi düşünmek kaygısıyla ileride çoğalamayan bir Beşiktaş.Cisse'nin pas alışverişlerindeki alışılagelmiş düşük performansı,Delgado'nun tek top yerine gereksiz yerlerde adam eksiltme uğraşları-muhtemelen Cisse'nin yetersizliğinden de kaynaklanıyor olabilir-,İbrahim Üzülmez'in topu ileriye kadar taşıdıktan sonra fundamental eksikleri yüzünden orta yapamayıp geriye oynamak zorunda kalması gibi etkenler burada anahtar noktalar.Geniş alan futbolcusu Holosko'nun kapanan defanslara karşı etkisizliği ve Nobre'nin de depar ve adam geçme özellikleri olmayışı ayrı bir handikap.Kadrosu geniş olarak lanse edilen Beşiktaş'ın aslında çok yönlü oyunculardan kurulu olmadığı gerçeği var karşımızda.Zaten maçı kurtarma adına beklenen yöntemin de oyun akışı yerine duran toplar olması bunun bir göstergesi.(Holosko'nun Nobre'ye attırdığı gol,Eskişehir'in hücumu forse etmek zorunda kaldığı dakikalarda gelmişti.)
Genel anlamda,rakiplerin puan kaybettiği haftada zor geçebilecek bir maçın 2-0'la koparılmış olması olumlu;ancak skor yazarlığı yapmadan konuşursak Beşiktaş'ın çözülmesi gereken bir çok sorunu var..Şansı ise şu sıralar diğer rakiplerinin de farklı sorunlarla uğraşıyor olması..
Time to Begin..
Cesarette dahilik,güç ve sihir vardır der Goethe..Başlangıç için cesaret gerektiği muhakkak..Her zaman zordur başlangıçlar..Bir o kadar da keyifli..Bilinmeze yönelik ilk adımdır çünkü..Alıştıkça ve yoğunlaştıkça herşey daha kolaylaşmaya başlar;yöntem keşfedilmiştir artık..
İlk Blog denemem bu..Ağırlığını da futbol oluşturuyor-Beşiktaş gözlüğünü çıkarmadan elbette-Yağmurlu bir günde görmüştüm seni diye başlayan,sonra da yağmur,kar,çamur,güneş ayırdetmeyen bir tutkunun gözlüğünde..Siyah ve Beyaz'ı ayırmadan,diğer renkleri incitmeden..
İlk Blog denemem bu..Ağırlığını da futbol oluşturuyor-Beşiktaş gözlüğünü çıkarmadan elbette-Yağmurlu bir günde görmüştüm seni diye başlayan,sonra da yağmur,kar,çamur,güneş ayırdetmeyen bir tutkunun gözlüğünde..Siyah ve Beyaz'ı ayırmadan,diğer renkleri incitmeden..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)