29 Ekim 2009 Perşembe

Korku Ortamı..


''..Tüm röportajdan ben şu mesajı çıkardım. Bünyamin, “Ben bu maçı oynatmazdım. Ama, eğer oynatmasaydım...” demiş ve korkmuş. Buradaki ince nokta şu. “Maçı oynatmazdım” cümlesini Bünyamin hakem kimliğiyle söylemiş. Fakat 10 saniye sonra Bünyamin'in polis ruhu ve kimliği öne çıkmış. Ölülerden, yaralılardan, olaylardan bahsetmiş.Bünyamin polislik yaparken, hakemliği işine karıştırıyor musun? Ankara Emniyet Müdürü'nün karşısında düdük çalıp, kırmızı ve sarı kart gösterebiliyor musun? İçişleri Bakanı'nın yanına gittiğinde hakem kıyafetiyle mi, polis kıyafetiyle mi gidiyorsun?''


Erman Toroğlu'nun,Bünyamin Gezer'in F.Bahçe-G.Saray maçı başlamadan çıkan olaylar ve F.Bahçe tribünlerinden atılan yabancı cisimle yardımcı hakemin kafası yarılmasına rağmen maçı oynatma kararı almasına yorumu bu şekilde..Bence durumun polislik ruh ve kimliği ile bir ilgisi yok..Türkiye'de birilerine güvenerek 3 yıl üst üste şampiyonluk sözü verenler ve bunların oluşturduğu korku ortamı asıl sebep..

28 Ekim 2009 Çarşamba

Pas Trafiği & Fundamental..

Sonuç cümlesini başa alıyorum..Pas trafiği olmayan bir futbol takımı - sadece futbol değil,takım sporlarının tamamı için bu geçerlidir - oyuna hükmetmek,uygulamak istediği taktiği bütünüyle sahaya yansıtmak,fizik-kondisyon durumuna göre oyun temposunu hızlandırmak / yavaşlatmak gibi unsurlardan uzaktır..İyi bir pas trafiği için,oyuncuların birbirini tanıması,yerlerini ve hareket alanlarını ezberleyecek duruma gelmeleri elbette önemlidir;ancak tüm bunların olabilmesi için gerekli olan en önemli faktör oyuncuların fundamental eksiğinin olmamasıdır..Beşiktaş'ın senelerdir yaşadığı en büyük problemlerin başında bu geliyor..''Düz topçular''..Beşiktaş futbol takımının 11 bireyinden 1'i olabilmek için sadece mücadele etmek yeterli olmamalı,olamaz da..Yeterli olduğunu düşündüğün zaman,İnönü'de G.Saray ile oynarken topla oynama oranın %35'lerde kalır;F.Bahçe geri çekilmek istemedikçe sen onu sahasına hapsedemezsin..Ezeli rakiplerin Avrupa arenasında deplasmanlarda dahi oyuna ağırlığını koyarken,senin elindeki tek silahın savunmanın gücü olur..Top tekniği güçlü,pas alışverişine rahatlıkla girebilecek,top kontrolünü tek hamlede yapabilecek,pas şiddetini iyi ayarlayabilecek oyuncuları her mevkiye serpiştirebilmek şart..İşin acı ve bir o kadar da komik tarafı,bu saydıklarımın aslında altyapıda kazanılmış olması gereken özellikler oluşu..

26 Ekim 2009 Pazartesi

Ekim Sonuna Doğru..


Sezonu diğer rakiplere göre geç açan Beşiktaş'ın,ligin başlangıcında bocalayıp daha sonra rayına gireceği tahmin edilebilir bir durumdu,tıpkı fizik-kondisyon çalışmalarına çok erken başlayıp,gerek Avrupa gerekse de lig maçlarına göz kamaştırıcı bir giriş yapan G.Saray'ın,Ekim ayının sonuna gelindiğinde form grafiğinin düşüşe geçmesi gibi..Benzer bir durum 2000-2001 sezonunda Scala'nın Beşiktaş'ında yaşanmış,Şampiyonlar Ligi'ne katılabilmek amacıyla 2 ön eleme oynanmış ve bu amaçla sezon çok erken açılmıştı..3'er gün arayla 3'er sıfırlık F.Bahçe ve Barcelona galibiyetleri,ligde gelen liderlik,sezonun ilerlemesiyle birlikte yerini,içinde 0-3'lük İnönü'deki G.Birliği,Rize'deki 1-5'lik Rizespor mağlubiyetleri gibi ağır yenilgileri de içeren sonuçlara bırakmıştı..Ve sonuç,ligi 4.bitiren ve yıllar sonra Avrupa kupalarına katılamayan bir Beşiktaş olmuştu..Elbette G.Saray'ın bu durumun altından kalkması,o dönemki Beşiktaş'a göre daha kolay olur,çünkü forvet anlamında kadro kalitesi ciddi şekilde ağır basmakta;ancak yine de fiziksel-mental yorgunluklar ile savunma anlamında yaşadıkları sıkıntılar sebebiyle G.Saray'ı şampiyonluk yarışının 1 numaralı favorisi olarak görmüyorum..

Yazımın başına dönecek olursak,Beşiktaş sezonu erken açmak gibi bir sıkıntı yaşamadı belki,ancak geçtiğimiz sezon son haftaya kadar devam eden şampiyonluk yarışının baskısı ve sonrasında gelen rahatlama,Mustafa Denizli'nin Çeşme'ye yerleşme hayalleri ve bu nedenle kaybedilen zaman,M.Topuz transferinde kaybedilen prestij ve yeni alınan ya da sözleşme yenilenen futbolcuların kontratlarıyla mevcutlar arasındaki çelişkiler ile bunun sahaya yansımaları gibi faktörler sezon başında ciddi puan kayıplarına yol açtı..Tüm bunların yanı sıra Rasim Kara dönemi sonundan bu yana (2002-2003 sezonu hariç) yakalanamadığını düşündüğüm hücum taktiği ve forvet kalitesi eksikliği,Beşiktaş'ın yıllardır gol kısırlığı çekmesine ve dolayısıyla rahat maç kazanamamasına sebep oluyor..Hükmen kazanılan Ankaraspor maçını hariç tutarsak,bu sezon 9 maçta atılan 7 gol,bu durumun bir göstergesi..Fizik-kondisyon açısından problemi olduğunu düşünmüyorum Beşiktaş'ın,özellikle maçların sonlarına doğru atılan gollerle rakiplerini tek farklı yendiğine sıkça rastlayabiliriz bence önümüzdeki maçlarda;ancak sezona bütün olarak bakarsak,lig başlangıcında kaybedilen puanların,hücum sıkıntısı ve gol kısırlığının Beşiktaş'ın şampiyonluk yarışında önündeki en büyük engeller..

25 Ekim 2009 Pazar

''Çakma'' Dünya Derbisi


Her dünya derbisinin bir çıkış sebebi vardır.Celtic-Glasgow derbisi Protestan-Katolik çekişmesini;Boca Juniors-River Plate sınıf çatışmasını;Lazio-Roma ideoloji savaşını;Real Madrid-Barcelona ise etnik köken farklılığını içinde barındırır..F.Bahçe-G.Saray derbisini tabi ki bir dünya derbisi olarak değil de bir yerel derbi olarak dikkate almak işin doğrusu;ancak rating peşinde koşan yayın ve yayım kuruluşlarının empozeleri sonucu bu yerel derbi,dünyanın sonucunu nefesini tutup beklediği (!) bir maç haline geldi..Bu maçın diğer derbiler gibi evrensel anlamda tüm dünyayı ilgilendirecek bir çıkış noktası yok,medyadaki söz konusu pompalar,artık kapitalizmin hüküm sürdüğü evrensel futboldan ister istemez etkilenen Türkiye'de yayın,reklam,sponsorluk gelirleri gibi pastaları 3 yerine 2 takıma pay etme amacına hizmet ediyor..Yıllar önce bir anda icat edilen her 5 şampiyonluğa 1 yıldız verme konusu-İtalya'da 10 şampiyonluğa 1 yıldız verilirken,burada neden 5 şampiyonluğa 1 yıldız verilir,o da ayrı bir muamma-,geçtiğimiz yıl 3 büyükler arasındaki yayın gelirlerinin şampiyonluk sayısına göre taksimatı gibi durumlar,bu amaca yönelik çalışmalar..Nur topu gibi ''çakma'' dünya derbisi de çorbada tuz misali..

2 Temmuz 2009 Perşembe

Uzun Bir Aradan Sonra

Ocak ayındaki son yazımdan bu yana çok şeyler değişti..6 yıllık hasret sona erdi,hem de çifte kupayla..5 takımın gerisinde ve liderden 6 puan geride bitirilen bir ilk yarıdan sonra,çok umutlu olmak güçtü aslında..Özellikle Ali Sami Yen'deki 4-2'lik G.Saray yenilgisi sonrası,yine son 5 sezonda yaşanan tablolardan birini bekliyordum..Öncelikli teşekkür Mustafa Denizli'ye..Bizleri yanıltmayı başarıp,2.yarı bambaşka bir takım izlettiği için..Teşekkür Beşiktaş taraftarına..En kritik virajda kaybedilen F.Bahçe maçı sonrasında bile en ufak bir gerginliğe sebebiyet vermeden farkını ortaya koyduğu için..Teşekkür Demirören'e..Bu kez susmayı başarıp,takımın ahengini bozmadığı için..ve teşekkür Beyaz formayı giyip Beşiktaş'ın büyüklüğünü bir kez daha kanıtlayan futbolculara..

28 Aralık 2008 Pazar

Durdurun Bu Katliamı..


Bu Blog'u kurarken temel ilkelerimden birisi de herhangi bir şekilde siyasi ya da etnik unsurlara yer vermemekti..Ancak bu durumun artık hiçbir şeyle ilgisi kalmadı,tamamen insanlık suçu..Gazze'de yapılanları kınıyorum..Hem de bütün nefretimle..

G.Saray-Beşiktaş Maçı Sonrası..

Gecikmeli olarak derbi sonrası görüşlerimi yansıtmaya çalışacağım..Avrupa yakasının Mecidiyeköy tarafında işler tıkırında görünürken,Boğaz tarafında ise sıkıntı tavan yapmış durumda..Maçtaki hakem hataları,Demirören'in küfürü,Lincoln ve Baros işbirliği,Mustafa Denizli'nin yine kimsenin çözemediği oyun anlayışı-sorun bunu futbolcuların da çözememesinden kaynaklanıyor-derbiye yönelik akılda kalan konulardı.Maçtan önce çeşitli faktörler sebebiyle umutsuzluğumu belirtip bu faktörleri sıralamıştım.Üzülerek bu faktörlerin maçta su yüzüne çıktığını gördüm..Sondaki faktöre bu kez öncelik vereceğim..Kabul,kadro kalitesi olarak G.Saray çok daha ağır basıyor,ev sahibi avantajı ve Beşiktaş'ın o stattaki geleneksel başarısızlığı ve belki bizim de göremediğimiz daha birçok şey..Ama kötü olan takımı hakemin cezalandırmaya hiçbir şekilde hakkı yok..Bu sezon İstanbul BB maçında,aynı pozisyonda Nobre'nin kalecinin kontrol etmiş olduğu topa vurması sonucu gelen gol iptal edilecek;ve sonra aynı pozisyonda formalar değişecek ve G.Saray'ın hanesine gol yazılacak..Bu işin tadını iyice kaçırdınız artık..Delgado'nun ikinci sarı kartı ise tam bir komedi..İtiraz adı altında hakemleri iteleyen,suratına top fırlatan,Portekizce küfürleri savuranlara kart göstermeye çekinenler Beşiktaş'a bu kadar kolay kartları nasıl çıkarıyorlar,anlaşılır gibi değil..Sanırım anlayabilmek için artık iyi niyetli düşünme sınırlarını yavaştan terk-i diyar etmemiz gerekecek..

İkinci konu Yıldırım Demirören..Konu her ne olursa olsun,bir Beşiktaş Başkanı herhangi bir kimseye küfür edemez,etmemeli..Kendisi ve yönetiminin yaptığı transferler,teknik kadro seçimleri,kulüp sponsorlarından gelirler,kombine satış gelirleri v.s. hepsini bir tarafa ayırıyorum;bunlarının hepsinin telafisi var,ya da olabilir..Ama tavırlarını,hareketlerini,davranışlarını dizginleyemeyen bir başkan,başında bulunduğu camiaya en büyük zararı verir..Kişisel görüşüm,artık hiç denenmeyen tek yolun uygulanması..Lütfen artık daha fazla zarar vermeden istifa ediniz..Yoksa G.Saray'a karşı bugün kaybedilir yarın kazanılır,o çok önemli değil..Önemli olan bazı değerleri kaybetmemek..